<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sağlık&#124; nedir, tedavisi, belirtileri</title>
	<atom:link href="http://www.medlinetr.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.medlinetr.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 31 Jul 2010 13:27:54 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar</title>
		<link>http://www.medlinetr.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar/</link>
		<comments>http://www.medlinetr.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Jul 2010 22:27:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medlinetr.com/?p=5900</guid>
		<description><![CDATA[


 Bir zamanlar zührevi hastalıklar olarak adlandırılan cinsel yolla bulaşan hastalıklar, bir kişiden diğerine cinsel temasla geçen enfek­siyonlardır. Bunlar çok yaygın bir sorundur ve özellikle kadınlar için cid­di sonuçlar doğurabilirler.
Kadınların cinsel yolla bulaşan hastalıklara .yakalanma riski erkeklerden daha yüksek­tir. Örneğin, bir kadının tek bir ilişkiden cinsel yolla bulaşan bir hastalığa yakalanması daha yüksek bir olasılıktır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="float: left;margin: 4px;">[#2: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]</p> <p style="text-align: justify;">Bir zamanlar zührevi <a href="http://www.medlinetr.com/sayfa/hastaliklar/"title="hastalıklar" >hastalıklar</a> olarak adlandırılan cinsel yolla bulaşan hastalıklar, bir kişiden diğerine cinsel temasla geçen enfek­siyonlardır. Bunlar çok yaygın bir sorundur ve özellikle kadınlar için cid­di sonuçlar doğurabilirler.</p>
<p style="text-align: justify;">Kadınların cinsel yolla bulaşan hastalıklara .yakalanma riski erkeklerden daha yüksek­tir. Örneğin, bir <a title="kadın sitesi" href="http://www.kadinlarportali.com">kadın</a>ın tek bir ilişkiden cinsel yolla bulaşan bir hastalığa yakalanması daha yüksek bir olasılıktır. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar diye sınıflandırılan yaklaşık 25 hastalık vardır. En bilineni HlV&#8217;dir (AİDS&#8217;e neden olan virüs). Kadının bu virüsü erkekten kapma ola­sılığı, erkeğin kadından kapma olasılığından 17 kat fazladır. HIV ve herpes gibi cinsel yolla bulaşan viral hastalıklar tedavi edilemez; cin­sel yolla bulaşan bakteriyel hastalıklar ise doğ­ru uygulamalarla tedavi edilebilir. Herhangi bir belirti olmasa bile, cinsel yolla bulaşan hasta­lığa yakalanma olasılığınız varsa, tanı konmasını sağlamak ve tedavi olmak cinsel eşlerinize ol­duğu kadar kendinize karşı da sorumluluğunuzdur.</p>
<p style="text-align: justify;">Cinsel yolla bulaşan bir hastalığa yakalandıysanız, kendiliğinden iyileşmez. Klamidya ve frengi gibi kimi hastalıklar ileride sağlı­ğınızı ve doğurganlığınızı etkileyebilir. <a href="http://www.kadinlarsitesi.com">Gebe­lik</a>te yaşanan cinsel hastalıklar, <a href="http://www.medlinetr.com/sayfa/bebek-sagligi/"title="bebek, çocuk" >bebek</a>te de sorunlara ve hastalığa yol açabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bulaşma yolları</strong><br />
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar genellikle hasta kişiyle seks yaparken meni, kan ve vajina sıvı­larının geçmesiyle bulaşır. Bu hastalıkların kan nakliyle geçmesi pek görülmez. Tuvalet otu­rağı ya da havuzdan bulaşması da söz ko­nusu değildir; ancak, cinsel organ çevresinde <a href="http://www.medlinetr.com/bit/"title="" >bit</a>lenme görülmesi gibi kimi hastalıklar, yakın cinsellik içermeyen temaslardan geçebilir. Me­sane iltihabı ve pamukçuk gibi diğer hasta­lıklar seks yoluyla geçebilir ya da kötüleşebilir (ancak cinsel temas olmadan da gelişebilirler).</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>RİSKTE OLANLAR</strong><br />
Cinsel bakımdan etkin olan hemen herkesin zührevi hastalıklara yakalanma riski vardır. Yal­nızca iki seçenek tamamen risksizdir: <strong>Birincisi</strong> cinsel ilişkiden uzak durmaktır. <strong>İkincisi</strong> yaşam boyu tek eşliliktir. Yalnızca eşinizle seks yapı­yorsanız, tehlikede değilsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">Günümüzde bir kişinin yaşamı boyunca yalnızca bir eşle birlikte olması eskiye göre çok daha az görülen bir durumdur. Karşılıklı güvene dayanan uzun süreli bir ilişkiniz olabi­lir; ancak, cinsel yolla bulaşan hastalıklar açık belirti vermediklerinden, birinizin yıllar önce­sinden kaptığı bir hastalık olabilir. Eş sayınız arttıkça riskiniz de artar.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>KÖTÜ HABERİ VERMEK</strong><br />
Eşinize ya da eşlerinize zührevi bir hastalı­ğınız olabileceğim söylemek (hastalığa yaka­landığınız şartlara bağlı olsa da) zor olabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Uzun zamandır var olan ancak yeni tanısı konmuş klamidya gibi bir hastalık, bir ilişkide duygusal bir krizden çok bir <a href="http://www.medlinetr.com"title="sağlık, hastalık, estetik" >sağlık</a> sorunu olarak görülebilir. Kendiniz söyleyemiyorsamz, gittiğiniz klinikteki uzmanlar eşlerinize bu bilgiyi verebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Uzun süre birlikte olduğunuz eşinizin züh­revi bir hastalığı olduğunu öğrenmek, haberi kendinizin söylemesi kadar kötü olabilir ama bu, her zaman eşinizin hastalığı sizinle olan ilişkisinden kaptığını göstermez. Ancak, eşiniz hastaysa sizin de muayene ve gerekiyorsa te­davi edilmeniz gerekir. İncinme, aldatılma ve öfke gibi duyguların (iki tarafta da) da tartışıl­ması gerekecektir ve siz ve eşiniz danışmanlık hizmetlerinden yararlanabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Dikkat</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Cinsel yolla bulaşan bir hastalığınız olabilir ve aşağıdaki belirtilerden herhangi birini göstere­bilirsiniz. Hemen dokto­runuza ya da hastaneye başvurun: kötü vajinal akıntı, ilişki sırasında ağrı, pelvik ağrı, idrar yaparken ağrı, kasıkta şişme, cinsel bölgede yara ya da <a href="http://www.medlinetr.com/grip/"title="grip" >grip</a> benzeri belirtiler. Bunlar adet sı­rasında kötûleşebilir. Hastalığa yakalanmışsanız, tedaviniz sonlanın-caya dek seks yapma­malısınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medlinetr.com/cinsel-yolla-bulasan-hastaliklar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Duyu Organlarımız Nelerdir</title>
		<link>http://www.medlinetr.com/duyu-organlarimiz-nelerdir/</link>
		<comments>http://www.medlinetr.com/duyu-organlarimiz-nelerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Jun 2010 17:42:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü - D]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medlinetr.com/?p=5893</guid>
		<description><![CDATA[[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code] DERİ: Deri kan damarları, sinirler, kıl bezcikleri ve ter bezleri içeren karmaşık bir alandır. İşlevi beden organları­nı korumak ve taşımak, fazla ısıyı ve sıvıyr dı­şarıdaki havaya sal­mak ve yanma gibi teh­likelere karşı bir uyarı sistemi işlevi görmektir.
Görme:  Işık gözbebeğinden girer ve mercek tarafından gözün arkasındaki ağtabaka üzerine odaklanır. Ağtabakadaki çubuk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DERİ:</strong> Deri kan damarları, sinirler, kıl bezcikleri ve ter bezleri içeren karmaşık bir alandır. İşlevi beden organları­nı korumak ve taşımak, fazla ısıyı ve sıvıyr dı­şarıdaki havaya sal­mak ve yanma gibi teh­likelere karşı bir uyarı sistemi işlevi görmektir.</p>
<p><strong>Görme: </strong> Işık gözbebeğinden girer ve mercek tarafından gözün arkasındaki ağtabaka üzerine odaklanır. Ağtabakadaki çubuk ve koni hücreleri ışık ve renge karşı duyarlıdır.</p>
<p><strong>İŞİTME:</strong> Kulak, ses dalgalarını beyne gönderilen sinir uyarılarına dönüştü­rür. Yarım daire biçi­mindeki kanallar ayrı­ca bedenin dengesini sağlar.</p>
<p><strong>Tat alma:</strong> Dilde tat tomurcuğu denilen 10.000&#8242;den fazla alıcı vardır. Bu dokunun farklı bölümleri tatlı, ekşi, tuzlu ve acıya duyarlıdır ve aşırı sıcaklık gibi d<a href="http://www.medlinetr.com/uyum/"title="" >uyum</a>lara tepki verir.</p>
<p><strong>Koku alma:</strong> Çoğu insan binlerce kokuyu birbirinden ayırabilir. İnsanların üst burun boşluğunda yaklaşık 25 milyon koku algılama hücresi bulunur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medlinetr.com/duyu-organlarimiz-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deri</title>
		<link>http://www.medlinetr.com/deri/</link>
		<comments>http://www.medlinetr.com/deri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Jun 2010 17:37:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü - D]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medlinetr.com/?p=5891</guid>
		<description><![CDATA[DERİ: Deri kan damarları, sinirler, kıl bezcikleri ve ter bezleri içeren karmaşık bir alandır. İşlevi beden organları­nı korumak ve taşımak, fazla ısıyı ve sıvıyı dı­şarıdaki havaya sal­mak ve yanma gibi tehlikelere karşı bir uyarı sistemi işlevi görmektir.
Çoğu insan beş duyuyla doğar (görme, işitme, koku alma, tat alma ve dokunma). Her birinin belirli işlevleri vardır. Bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DERİ:</strong> Deri kan damarları, sinirler, kıl bezcikleri ve ter bezleri içeren karmaşık bir alandır. İşlevi beden organları­nı korumak ve taşımak, fazla ısıyı ve sıvıyı dı­şarıdaki havaya sal­mak ve yanma gibi tehlikelere karşı bir uyarı sistemi işlevi görmektir.</p>
<p>Çoğu insan beş duyuyla doğar (görme, işitme, koku alma, tat alma ve dokunma). Her birinin belirli işlevleri vardır. Bir duyunu­zu kaybederseniz, bedeniniz diğer duyuların tümünü ya da bir kısmını geliştirerek bunu dengelemeye çalışır.</p>
<p><strong>Deri (dokunma organı) bedenin en büyük organıdır ve dört katmanlıdır: </strong>ölü dış hücre­ler, canlı üstderi, içderi ve deri altında ısı ve yalıtım sağlayan yağ tabakası. Beynin, bede­nin herhangi bir noktasında hissedilen sıcak­lık, basınç, zevk ve acıyı kaydedebilmesi için ince sinir ağları ve kan damarları bu katman­lara kadar işler.</p>
<p>Çoğunlukla keratin adlı bir proteinden oluşan dış deri (epidermis), bedene koruyucu bir kılıf sağlar. Ter gibi atıkların atılmasına izin verirken derideki nem kaybını önler, zararlı maddeleri geçirmez ve antibakteriyel özellikleri vardır. Hücreler büyür, olgunlaşır, yaşlanır ve ölür. Bu süreçte dış deriye doğru ilerlerler ve buradan giysilerle, ovularak ya da yıkanarak atılırlar.</p>
<p>İkinci katman olan içderi (dermiş), derinin (gerginliği sağlayan elastik doku kolajen da­hil) destek yapısını içerir. Kolajen bir pro­teindir ve deriye genç ve esnek bir görünüm vermek için doğrudan östrojen hormonuna tepki verir. Menopoz döneminden sonra ve yaşlandıkça kolajen, nem ve yağ kaybının yanı sıra çevresel kirliliğin (güneş ışınları dahil) uzun süreli etkisi sonucu deri incelir ve kırışır.</p>
<p>Görme duyusu çevrenizdekilerle temasınızı sağlar. Gözün renkli bölümü olan irisin arkasında, bir kas grubuyla beyne bağlı bir dizi sinir tarafından yönetilen bir mercek bu­lunur. Nesne görüntüsünün gözün arkasında­ki ağtabakaya (retina) düşmesini sağlamak için, mercek, korneadan giren ışını kırar. İki (birbirinden biraz farklı) görüntü gözlerden beyne gönderilir ve beyin bunları tek bir üç boyutlu nesne olarak yorumlar. Renk körü olan bir kişinin (erkeklerde kadınlara göre çok daha yaygındır) ağtabakasmda doğuştan bir kusur vardır.</p>
<p>Gözkapakları ve kirpikler, parlak ışıklarla yabancı cisimlerin göze girmesine izin ver­mez. Gözyaşı bezleri sürekli olarak, gözü her kırpıldığmda yıkayan gözyaşı salgılar ve var­sa yabancı maddeleri atar. Gözyaşları ayrıca, mutluluk ve üzüntüye karşı gösterilen duy­gusal bir tepkidir.</p>
<p>İşitme önemli duyularınızdan ikincisidir ve dünyaya ve tehlikeleri bildiren seslere <a href="http://www.medlinetr.com/uyum/"title="" >uyum</a> sağlamanızı olanaklı kılar. Dışkulak, ses dal­galarını ortakulaktaki kulak kemikleri denen üç küçük kemiğe ve ardından içkulaktaki salyangoza (koklea) gönderen kulak zarını içe­rir. Salyangoz, ses dalgasını beynin işitsel bölümüne gönderen bir sinir iletisine dönüştürür. İçkulakta ayrıca denge duyunu­zu sağlayan yarım daire biçiminde kanallar bulunur.</p>
<p>Koku alma duyusu belki de bizi bozulmuş besinlere ve yangın dumanı gibi olası tehlike­lere karşı uyarmak için gelişmiştir. Bu duyu ayrıca, cinsel uyarılma ya da korkuya tepki olarak salgılanan doğal beden kokularını (feromonlar) istem dışı algılamak için kullanılır. Bu duyunun kaybı, bellek kaybıyla birlikte Alzheimer hastalığının ana belirtisidir.</p>
<p>Tat, besinden zevk almaya olanak verir ve ayrıca bizi olası zehirlere karşı uyarır. Ağızda, çoğu dil üzerinde ve ağzın arkasında olmak üzere, tatları birbirinden ayırmaktan sorumlu binlerce &#8220;tat tomurcuğu&#8221; bulunur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medlinetr.com/deri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Solunum Sistemi</title>
		<link>http://www.medlinetr.com/solunum-sistemi/</link>
		<comments>http://www.medlinetr.com/solunum-sistemi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Jun 2010 11:13:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü - S]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medlinetr.com/?p=5889</guid>
		<description><![CDATA[Bütün organ ve hücrelerin sağlığı ve ve­rimli çalışmasını sağlamak için bedene yaşam veren oksijeni sağlamak, solunum sisteminin tek amacıdır.
Dinlenme halindeki bir kadının dakikada yaklaşık 6 litre havaya gereksinimi vardır. Bir aerobik seansında bunun altı katı gerekir. Solunum sistemi, artan gereksinimi sizin istem­li denetiminiz olmadan karşılayacak biçimde tasarlanmıştır. Solunum sistemi iki bölüme ayrılır. Üst so­lunum yolu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bütün organ ve hücrelerin sağlığı ve ve­rimli çalışmasını sağlamak için bedene yaşam veren oksijeni sağlamak, solunum sisteminin tek amacıdır.</strong></p>
<p>Dinlenme halindeki bir <a title="kadın sitesi" href="http://www.kadinlarportali.com">kadın</a>ın dakikada yaklaşık 6 litre havaya gereksinimi vardır. Bir aerobik seansında bunun altı katı gerekir. Solunum sistemi, artan gereksinimi sizin istem­li denetiminiz olmadan karşılayacak biçimde tasarlanmıştır. Solunum sistemi iki bölüme ayrılır. Üst so­lunum yolu burun, sinüsler, ağız ve yutaktan (burun ve ağzın arkasında, bunları özofagusa [boğaz ve yemek borusuna] bağlayan boşluk) oluşur. Alt solunum yolu gırtlak nefes borusu, bronşlar (hava kanalları), ve akciğerlerden oluşur. Akciğerler aslında birbirinin aynı değildir; sağdakinin üç, soldakinin iki lobu vardır, ancak ikisi de aynı işlevi gerçekleştirir.</p>
<p>Burnunuzdan ya da ağzınızdan her soluk alışınızda üst solunum yolu taze havayı sü­zer, ılıtır ve nemlendirir. Hava, nefes borusun­dan sağ ya da sol bronşa girer ve akciğerler­den birine girer. Hava kanalları, en incesi alveolde (hava keseciği) sonlanan bronşçuklara (çok daha ince bronşlar) ayrılır. Akciğerin içindeki bu minik hava kesecikleri, giren ha­vadaki oksijeni alır ve kan dolaşımına taşır. Aynı zamanda karbondioksit, biraz su buha­rıyla birlikte dışarı atılmak üzere kandan alı­narak alveole taşınır. Her bir akciğerde yaklaşık 350 milyon alveol vardır ve gazların değişimi için kullanılan toplam alan yaklaşık 5.4 metrekaredir.</p>
<p>Akciğerler, akciğer zarı (viskeral plevra) denen kesintisiz bir zarla kuşatılmıştır ve göğüs boşluğunun içi de göğüs zarı (parietal plev­ra) denen benzer bir zarla kaplıdır. Aradaki dar alan, akciğerler her solukla birlikte hareket ederken gerekli kayganlığı sağlayan nemle doludur.</p>
<p>Soluduğunuz hava, <a href="http://www.medlinetr.com"title="sağlık, hastalık, estetik" >sağlık</a> sorunlarına yol açabilecek duman, toz ve diğer çevresel toksinler gibi küçücük zerrelerle doludur. Solunum yolunun bu tür saldırılara karşı et­kili savunma düzenekleri vardır (bağışıklık hücrelerinin çoğu buradadır). Bu hücrelerden bazıları gelen bakteri ya da virüsleri hapse­derek yok edebilir. Diğer hücreler, solunum yolunun yapışkan yüzeyine salgılanan ve solunum yolunu baştan sona temizleyen antikorlar üretir. Yapışkan salgı (mukus) bakteri ya da virüs organizmalarını etkisiz kılan ya da öldüren başka maddeler de içerir.</p>
<p><strong>ÖKSÜRMENİN NEDENİ</strong><br />
Başka bir koruyucu düzenek de tüylerdir (cilia). Bunlar, hava kanallarını kaplayan, sal­gıyı ve varsa yakaladığı zerreleri bronşçuklar­dan itmek için dalgalar halinde hareket eden sayısız ince tüydür. Öksürme refleksi, salgı­ları ve varsa içeri girmiş zerreleri akciğerler­den atmak için etkinleştirilir. Hava kanal­larındaki iltihaplanmadan dolayı sigara tirya­kileri daha çok <a href="http://www.medlinetr.com/balgam-ve-geniz-akintisi/"title="balgam" >balgam</a> üretir ve dolayısıyla daha cok öksürür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medlinetr.com/solunum-sistemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kas Gücü</title>
		<link>http://www.medlinetr.com/kas-gucu/</link>
		<comments>http://www.medlinetr.com/kas-gucu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Jun 2010 17:17:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü - K]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medlinetr.com/?p=5886</guid>
		<description><![CDATA[Kemikler, kadının beden ağırlı­ğının yüzde 30 ile 40&#8242;ını oluş­turan kaslar olmadan bir işe yara­maz. Dengenizi kaybetmeden ha­reket etmeniz, 20 ya da 30 kasın birlikte çalışmasını gerektirebilir. Çekme, itme, sıkma, germe, yürüme, koşma ve atlama gibi eylem­leri gerçekleştirebilmek için kaslar kemikleri kaldırır ve döndürür. Kaslar karşıt çiftler olarak çalışırlar. Beyinden gelen emirle biri kasılırken diğeri gevşer. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kemikler, <a title="kadın sitesi" href="http://www.kadinlarsitesi.net">kadın</a>ın beden ağırlı­ğının yüzde 30 ile 40&#8242;ını oluş­turan kaslar olmadan bir işe yara­maz. Dengenizi kaybetmeden ha­reket etmeniz, 20 ya da 30 kasın birlikte çalışmasını gerektirebilir. Çekme, itme, sıkma, germe, yürüme, koşma ve atlama gibi eylem­leri gerçekleştirebilmek için kaslar kemikleri kaldırır ve döndürür. Kaslar karşıt çiftler olarak çalışırlar. Beyinden gelen emirle biri kasılırken diğeri gevşer. Bu ortaklığın karmaşık <a href="http://www.medlinetr.com/uyum/"title="" >uyum</a>unu yalnızca yeni fiziksel beceriler öğrenirken fark edersiniz. İskelet kasları (bacak, kol, boyun, göğüs ve yüzdekiler)</p>
<p>kemiklere kirişlerle bağlıdır. Kiriş­ler, kolajen adı verilen sert elastik protein lifinden şeritlerdir. Bağlar da kolajenden yapılır ve eklemleri destekleme işlevi görür. Kaslar, ar­tan fiziksel gücün gerekliliklerini karşılamak için kullanılan kendi İki başlı kas büzülür yakıt stoklarını taşır. Ne kadar çok egzersiz yaparsanız, kaslar o kadar çok oksijen ve kan şekerine (glu-koz) gereksinim duyar. İskelet kas­larının, kalbin, karaciğer ve beynin günlük eylemleri toplam enerjinizin yaklaşık yüzde 70&#8242;ini kullanır.</p>
<p><strong>İKİLİ ÇALIŞMA</strong><br />
Kolunuzu kaldırmak için iki ve üç başlı kaslar birlikte çalışır; indirildikten sonra her iki kas kümesi de gevşer.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medlinetr.com/kas-gucu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsan İskeleti</title>
		<link>http://www.medlinetr.com/insan-iskeleti/</link>
		<comments>http://www.medlinetr.com/insan-iskeleti/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Jun 2010 16:57:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Sözlüğü - Ö]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medlinetr.com/?p=5883</guid>
		<description><![CDATA[Gerekli işlevlerin çeşitliliğine bağlı olarak, erkek ve kadın beden sistemleri arasında birçok farklılık vardır. Bedeninizi oluşturan bütün parçaları bilmek, ilgilenilmesi gereken değişiklikler olduğunda hazır olmanızı sağlayabilir.
Bedenin iskelet sisteminde bedeni destek­leyen ve şekillendiren, organları koru­yan ve hareketlilik sağlayan 200&#8242;den fazla ke­mik bulunur. Kemikler yaklaşık 600 kasa bağ­lıdır ve bağlarla birbirine tutturulmuş eklem­lerde birleşirler. Bebeğin büyümesine olanak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gerekli işlevlerin çeşitliliğine bağlı olarak, erkek ve <a href="http://www.kadinlarsitesi.com">kadın</a> beden sistemleri arasında birçok farklılık vardır. Bedeninizi oluşturan bütün parçaları bilmek, ilgilenilmesi gereken değişiklikler olduğunda hazır olmanızı sağlayabilir.</p>
<p>Bedenin iskelet sisteminde bedeni destek­leyen ve şekillendiren, organları koru­yan ve hareketlilik sağlayan 200&#8242;den fazla ke­mik bulunur. Kemikler yaklaşık 600 kasa bağ­lıdır ve bağlarla birbirine tutturulmuş eklem­lerde birleşirler. Bebeğin büyümesine olanak vermesi için kadınların leğen boşluğu erkek-lerinkinden daha geniştir. <a href="http://www.medlinetr.com/sayfa/gebelik-hamilelik/"title="gebelik, hamilelik" >Gebelik</a> sırasında bağlar ve eklemler yumuşayarak çocuğun doğumuna hazırlanırlar.</p>
<p><strong>KEMİK OLUŞUMU</strong><br />
Kemikler, bozulan ve kendilerini sürekli ye­nileyen canlı maddelerdir. Kıkırdak olarak başlarlar ve siz büyüdükçe sertleşirler. Bu işlem süreklidir ve özellikle, hormonların kemikleri güçlendirmek ve kalınlaştırmak için protein karışımını (kolajen) ve mineralleri harekete geçirdiği ergenlik döneminde önem­lidir. 25 yaşında kemik büyümesi en üst nok­taya ulaşır.</p>
<p>Kıkırdak yalnızca ağırlık taşıyan kemiklerin ucundaki eklemlerde ve darbe emici olarak görev yaptığı omurgadaki omurlar arasında kalır. Kıkırdak ayrıca burnun uç kısmına, ku­laklara ve nefes borusuna şekil verir. Kemik kalınlığı 30&#8242;lu yaşlara dek sürer ve ardından yavaş yavaş azalır. En hızlı azalma östrojen kaybından dolayı menopozu izleyen ilk yıl içinde gerçekleşir ve on yıl sürer. 70 yaşına gelindiğinde kemik yoğunluğu üçte bir oranın­da azalmıştır.</p>
<p>Kemiklerin dış kısmı sert ancak iç kısmı yumuşak ve süngerimsidir. Kan hücreleri üreten ve kemik boşluklarında depolanan kemik iliği doğumda kırmızı renklidir. Sonra, büyük bir bölümü sarı yağlı dokuya dönüşür. Yetişkinlerde, alyuvar üretimi (günde yaklaşık 200 milyon hücre) omurgada, göğüs kemi­ğinde (sternum), kaburgada, köprücük ke­miklerinde, kalça kemiklerinde ve kafatası kemiklerinde gerçekleşir.</p>
<p><strong>OLASI SORUNLAR</strong><br />
İnsan iskelet sistemi, kendisinden beklenen­leri yerine getirmek için çok çalışmak zo­rundadır. Ağırlık taşıyan eklemler (omurga, kalça ve diz) incinmeye en açık olanlardır. Burkulan ya da üzerine aşırı yük binen bütün kemikler kırılabilir. Sık sık yaşanan kırılma­lar, kemiklerin normalden daha zayıf oldu­ğunu gösterebilir.</p>
<p>Kireçlenme (kıkırdakla kaplı eklem yüzey­lerinde uzun süreli hasar) yaşlılarda yıpran­maya bağlı olarak yaygın biçimde ve <a href="http://www.kadinlarportali.com">kadın</a>­larda, erkeklerden iki kat daha fazla görülür. Toplam kemik kütlesinin azaldığı ve ke­miklerin kırılganlaştığı kemik erimesi ise, ka­dınları etkileyen en yaygın kemik rahatsızlı­ğıdır. Koruyucu önlemler kemik kaybını en aza indirebilir.</p>
<p><strong>Eklem türleri </strong>Menteşe Dirseklerde, el ve ayak parmakla­rında.<br />
Kayan Omurga, el ve ayak bileklerinde. Yuvarlak ve yuvalı Omuz ve kalçalarda. Eyer Başparmaklarda</p>
<p><strong>KEMİK DOKUSU TÜRLERİ </strong></p>
<p>Sert kemik Sert dış katman Süngersi kemik İç doku ağı<br />
Kemik iliği Süngersi kemikteki boşluklarda ve kırmızı ve beyaz kan hücreleri ile trombositlerin üretildiği belirli kemiklerin orta boşluğunda bulunan yağlı doku.<br />
<img class="alignnone size-full wp-image-5884" title="iskelet" src="http://www.medlinetr.com/wp-content/uploads/iskelet.gif" alt="" width="531" height="881" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medlinetr.com/insan-iskeleti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyku</title>
		<link>http://www.medlinetr.com/uyku/</link>
		<comments>http://www.medlinetr.com/uyku/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Jun 2010 15:35:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medlinetr.com/?p=5881</guid>
		<description><![CDATA[Uyku, zihinsel ve fiziksel sağlık için beslenme ve egzersiz kadar önemli bir gereksinimdir. Bedeninizin, uyanık olduğunuz saatlerde verimli çalışabilmesini sağlamak için dinlenmesini ve yenilenmesini sağlar.
Yıldan yıla farklar olsa ve ileri yaşlarda uyku gereksiniminiz azalsa da, ortalama ola­rak yaşamınızın üçte birini uykuda geçirirsi­niz. Bir yaşındaki bir bebek 24 saatin yaklaşık 14&#8242;ünü uykuda geçirirken, çoğu yetişkin ge­cede [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uyku, zihinsel ve fiziksel <a href="http://www.medlinetr.com"title="sağlık, hastalık, estetik" >sağlık</a> için <a href="http://www.medlinetr.com/sayfa/beslenme/"title="beslenme" >beslenme</a> ve egzersiz kadar önemli bir gereksinimdir. Bedeninizin, uyanık olduğunuz saatlerde verimli çalışabilmesini sağlamak için dinlenmesini ve yenilenmesini sağlar.</strong></p>
<p>Yıldan yıla farklar olsa ve ileri yaşlarda uyku gereksiniminiz azalsa da, ortalama ola­rak yaşamınızın üçte birini uykuda geçirirsi­niz. Bir yaşındaki bir <a href="http://www.medlinetr.com/sayfa/bebek-sagligi/"title="bebek, çocuk" >bebek</a> 24 saatin yaklaşık 14&#8242;ünü uykuda geçirirken, çoğu yetişkin ge­cede yedi ya da sekiz saat uyur. Bazıları dört saatle idare ettiklerini söylerken, diğerleri 11 ya da 12 saate gereksinim duyarlar.</p>
<p>Ara sıra geçirilebilecek uykusuz bir gece­nin hiçbir sakıncası yoktur. Ancak, sürekli olarak uykudan yoksun kalmak, çalışmanızı, moralinizi ve fiziksel sağlığınızı etkileyebilir çünkü uyku olmadan bedeniniz kendini onar­ma olanağı bulamaz. Yalnızca üç gün uykusuz kalmak, aklınızın karışmasına, zihinsel sorun­lara hatta sanrı (halüsinasyon) görmenize bile neden olabilir.</p>
<p>(ECG) bağlı gönüllüler, elektrik etkinliği REM&#8217;İ gösterdiğinde uyandırılır ve rüya gördükleri doğrulanır. İnsanlar rüyayı görürken ya da rüyanın hemen ardından uyanmazlarsa rüyayı hatırlamazlar.<br />
Uyurken beyniniz, gün içinde yaşanan olay­ları inceleyerek ve bilgiyi işleyerek etkinliği­ni sürdürür. Uyku sırasında ayrıca zihinsel iyileşme de gerçekleşebilir; çünkü rüya gör­menin, varsa duygusal sorunlarınızı çözmenize yardım ettiği düşünülür.</p>
<p>Uyku laboratuarlarına giden gönüllüler üzerinde yapılan araştırmalar sonunda bilim adamları, uyku sırasında bedenimize ne oldu­ğunu artık biliyorlar. Normal bir uykunun iki bölümü olduğu belirlenmiştir: REM, (beyni­mizin en etkin olduğu ve rüya gördüğümüz hızlı göz hareketi uykusu) ve NREM (rüya görmediğimiz, göz hareketinin hızlı olmadığı uyku). Beyin dalgalarını ölçen elektroansefalografa</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medlinetr.com/uyku/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bıldırcın Yumurtasının Faydaları</title>
		<link>http://www.medlinetr.com/bildircin-yumurtasinin-faydalari/</link>
		<comments>http://www.medlinetr.com/bildircin-yumurtasinin-faydalari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 May 2010 12:31:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medlinetr.com/?p=5877</guid>
		<description><![CDATA[Tavuk yumurtasına göre beş kat daha çok fosfor, sekiz kat demir, dokuz kat protein barındıran bıldırcın yumurtasının süt ve balla karıştırıldığında astım hastalığına, öksürüğe ve alerjik hastalıklara çok iyi geldiği anlaşıldı.
Bir hastamız, altı ay süresince yaşadığı öksürük hastalığı için doktorlara gittiğini, ilaç kullandığını ve bir türlü sorunlarının geçmediğini söyledi. Bir dostunun önerisi ile bıldırcın yumurtasını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tavuk yumurtasına göre beş kat daha çok fosfor, sekiz kat demir, dokuz kat protein barındıran bıldırcın yumurtasının süt ve balla karıştırıldığında astım hastalığına, öksürüğe ve <a href="http://www.medlinetr.com/yazi/alerji/"title="alerji" >alerji</a>k <a href="http://www.medlinetr.com/sayfa/hastaliklar/"title="hastalıklar" >hastalıklar</a>a çok iyi geldiği anlaşıldı.</p>
<p>Bir hastamız, altı ay süresince yaşadığı <a href="http://www.medlinetr.com/oksuruk/"title="öksürük" >öksürük</a> hastalığı için doktorlara gittiğini, ilaç kullandığını ve bir türlü sorunlarının geçmediğini söyledi. Bir dostunun önerisi ile bıldırcın yumurtasını süt ile beraber karıştırarak içtiğini söyleyen hastamız, bunun çok yararını gördüğünü belirtti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medlinetr.com/bildircin-yumurtasinin-faydalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kısırlık</title>
		<link>http://www.medlinetr.com/kisirlik/</link>
		<comments>http://www.medlinetr.com/kisirlik/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 May 2010 19:08:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tüp Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[üroloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medlinetr.com/?p=5874</guid>
		<description><![CDATA[KISIRLIK NEDİR?
Kısırlık çiftlerin gebeliği önleyecek hiç bir yöntem kullanmamasına ve sorunsuz cinsel ilişki yaşamalarına rağmen 1 yıldır cocuk sahibi olamamak olarak adlandırılabilir.Yapılan araştırmalara göre evli çiftelerin %8 ile 12&#8217;si arasında kısırlık sorununa maruz kalan çiftler olduğu görülür.
KISIRLIK KAÇ GRUP ALTINDA İNCELENİR?
Kısırlık 4 grup altında incelenir:
1) Brincil kısırlık: Hiç çocuğu olmamış ve en az 12 ay [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KISIRLIK NEDİR?</strong></p>
<p>Kısırlık çiftlerin gebeliği önleyecek hiç bir yöntem kullanmamasına ve sorunsuz cinsel ilişki yaşamalarına rağmen 1 yıldır cocuk sahibi olamamak olarak adlandırılabilir.Yapılan araştırmalara göre evli çiftelerin %8 ile 12&#8217;si arasında kısırlık sorununa maruz kalan çiftler olduğu görülür.</p>
<p><strong>KISIRLIK KAÇ GRUP ALTINDA İNCELENİR?</strong></p>
<p><strong>Kısırlık 4 grup altında incelenir:</strong></p>
<p><strong>1) Brincil kısırlık:</strong> Hiç çocuğu olmamış ve en az 12 ay <a href="http://www.medlinetr.com/sayfa/gebelik-hamilelik/"title="gebelik, hamilelik" >gebelik</a> önleyici metodlar kullanmadan cinsel ilişkiye girilmesine rağmen yinede gebelik durumu oluşmayan çiftlerin yaşadığı kısırlık türü.</p>
<p><strong>2) İkincil kısırlık:</strong> Çiftin olması veya ölü douğum,<a href="http://www.medlinetr.com/dusuk-induklenen/"title="düşük yapmak" >düşük</a> yapma gibi olumsuzluklarla sonuçlanmış gebeliklerin ardından  en az 12 ay gebeliği engelleyen yöntemlere başvurmadan cinsel ilişkiye irdikleri halde yine çocuk sahibi olamayanların oluşturduğu kısırlık grubu.</p>
<p><strong>3) Gebelik kaybı :</strong> Hamile kalan <a title="kadın" href="http://www.kadinlarsitesi.com">kadın</a>ın ölü doğum yapması</p>
<p><strong>4) Doğurganlığın azalması:</strong> Kadın veya erkekden kaynaklanan gebel kalma ihtimalini azaltan sebeplerin olması.</p>
<p>Çiftlerde görülen kısırlık sorunu araştırıldığında sebebin %50-60 erkeklerde olduğu,kadınlarda ise %50-40 oranında kısırlık sebebine sahip olduğu görülür.Erkeklerdeki sperm kalitesi,sperm sayısı, döl hücrelerinin fonksiyonları ve yapısı ile ilgili sorunların erkek kaynaklı kısırlık sebebi olduğu ifade ediliyor.</p>
<p>Kadınlardaki yumurtlama bozuklukları, rahim ağzındaki <a href="http://www.medlinetr.com/sayfa/hastaliklar/"title="hastalıklar" >hastalıklar</a> ve iltihaplanmalar ve tüplerdeki hastalıklar kadına bağlı kısırlık sebebi olarak görülür. Hem erkeğe hemde kadına ait kısırlık sebeplerinden en önemlileri her ikisindede ratlanan üreme organlarındaki iltihaplanmalar ve cinsel yolla bulaşabilecek hastalıklardır.</p>
<p>Doğum kontrol yöntemlerinin hiç birinin kısırlığa sebep olan bir etkisi yoktur.Ancak enjekte edilen hormon iğneleri gebeliği 9 ay kadar geciktirebilir ancak kısırlığa neden olmaz.</p>
<p><strong>KISIRLIKLA BAĞLANTILI DİĞER ETKENLER NELERDİR?</strong></p>
<p><a href="http://www.kadinlarportali.com">Kadın</a> ve erkeğin yaşının 40 yaş üzeri olması kısırlığa sebep olabilir.</p>
<p>Cinsel ilişkinin sıklığı artıkça kısırlık riski azalır.</p>
<p>Cinsel ilişkinin kadının yumurtlama dönemlerine getirilmesi gebe kalmayı kolaylaştıracak doğal olarakda kısırlık riskini uzaklaştıracaktır.</p>
<p>Cinsel ilişki sırasında kullanılan kayganlaştırıcı maddeler erkeğin döl hücrelerini öldürür böylecede kısırlığa davetiye çıkarılmış olabilir.</p>
<p>Erkeğin sigara ve alkol tiryakisi olması döl hücrelerinin kalitesini ve sayısını düşürecektir.</p>
<p>Cinsel yolla bulaşan cinsel hastalıklar üreme ogranlarının enfeksiyon kapmasıyla kısırlığa sebep olur.Bu yüzden kadın içinde erkek içinde tek eşli yaşamdan vazgeçilmemelidir.</p>
<p>Birtakım ilaçlar örneğin kalp ve tansiyon ilaçları ksıırlığa sebep olabilir.</p>
<p>Çiftlerden ister kadın ister erkek radyoasyona maaruz kalmış ise kısırlık sorunu yaşaması muhtemeldir.</p>
<p>Erkeklerin geçirdiği kabakulak hastalığınınolumsuz etkisi yine kısırlığa sebep olan etkenlerden biridir</p>
<p>Sonuç itibariyle evlendikleri andan itibaren gebelik önleyici hiç bir yöntem kullanmadıkları halde 1 yıldır cinsel ilişkiye devam ettikleri halde hala gebelik yaşanmıyorsa çiftlerin mutlaka doktora başvurmaları gerekir. Doktorları kendilerine gerekli tahlilleri yaptıkdan sonra çıkan sonuca göre ilaç tedavisinden tüp <a href="http://www.medlinetr.com/sayfa/bebek-sagligi/"title="bebek, çocuk" >bebek</a> tedavisine kadar devam eden tedavi yöntemlerinden biri veya birkaçını önerecektir. Kısırlık konusunda ne kadar çabuk erken teşhis konulursa kısırlığın atlatılıp çocuk sahibi olmak o kadar kolay ve süratli olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medlinetr.com/kisirlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tüp Bebek Tedavisi</title>
		<link>http://www.medlinetr.com/tup-bebek-tedavisi/</link>
		<comments>http://www.medlinetr.com/tup-bebek-tedavisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 May 2010 11:32:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gulsah</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tüp Bebek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medlinetr.com/?p=5872</guid>
		<description><![CDATA[Tüp bebek tedavisi kadının yumurtalıklarının özel iğneler sayesinde kadından alınarak  erkekden alınan spremler ile laboratuarda döllendirilmesi ve elde edilen embriyoların kadının rahmine konulmasıdır.
Tüp bebek tedavisinde başarı sağlanmasında kadının yaşı,kan hormonlarının değerleri, yumurtalık rezervleri gibi bilgilere uygun bir tedavi yöntemi ve ilaç dozajı belirlenir.
Uzun süreli tüp bebek tedavisinde yumurtalıklara baskı uygulayacak hormonlar cilt altı iğneler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tüp <a href="http://www.medlinetr.com/sayfa/bebek-sagligi/"title="bebek, çocuk" >bebek</a> tedavisi kadının yumurtalıklarının özel iğneler sayesinde kadından alınarak  erkekden alınan spremler ile laboratuarda döllendirilmesi ve elde edilen embriyoların kadının rahmine konulmasıdır.</p>
<p>Tüp bebek tedavisinde başarı sağlanmasında kadının yaşı,kan hormonlarının değerleri, yumurtalık rezervleri gibi bilgilere uygun bir tedavi yöntemi ve ilaç dozajı belirlenir.</p>
<p>Uzun süreli tüp bebek tedavisinde yumurtalıklara baskı uygulayacak hormonlar cilt altı iğneler ve burun spreyi yöntemi ile 12 gün kadar uygulanır. <a href="http://www.kadinlarportali.com">Kadın</a> adet görmeye başladığı gün ikinci adıma geçilir ve 10 gün kadar yumurtaları geliştirecek hormon tedavisine başlanır. Hemen ardındanda yumurtalar toplanmaya başlanır.<br />
Kısan süreli tüp bebek tedavisinde yumurtaları geliştirmek için uygulanacak ilaçlara kadının adet gününün 2.gününde başlanır ve ilerki günlerde yumurtaların salgıladığı hotmonları kontrol etmek için baskılayıcı ilaçların tedavisine başlanır. Ardından yumurta çatlatma iğnesi uygulanır ve hemen sonrasındaki 33.saatte yumurtalar toplanmaya başlanır. Uygulama süresinde hastanın ağrı,acı duymaması için anestezi uygulanmkata ve 15 dakika sürmektedir.</p>
<p>Yumurtalar toplandıkdan en geç 5 gün içinde embriyolar rahmin içine konulur.Bu işlem ağrısız acısız bir işlemdir ve işlem <a href="http://www.medlinetr.com/bit/"title="" >bit</a>tikdan sonra hasta yarım saat yatarak dinlendirilip evine gönderilir.</p>
<p><strong>Tüp bebek tedavisi ne kadar sürüyor?</strong></p>
<p>Ortalama 15 gün sürer.</p>
<p><strong>Tüp bebek tedavisinde yaş sınırı var mıdır?</strong></p>
<p>Genelde 45 yaşına kadar olan <a href="http://www.kadinlarsitesi.com">kadın</a>lara tüp bebek tedavisi uygulanabilir.</p>
<p><strong>Tüp bebek tedavisi kaç defa tekrar edilebilir?</strong></p>
<p>Genel olarak belli bir sayısı olmamakla birlikte 7-8 kez uygulanabilir.Her uygulama arasında 3 ay kadar bir süre ara verilmelidir.</p>
<p><strong>Tüp bebek yöntemi ile hamile kalındığında <a href="http://www.medlinetr.com/dusuk-induklenen/"title="düşük yapmak" >düşük</a> yapma riski normal yolla hamile kalanlara göre dahamı yüksek olur?</strong></p>
<p>Kesinlikle hayır.</p>
<p><strong>Döllenen yumurtaların ana rahmine yerleştirilmesinden önce anormal olup olmadıkları tespit edilir mi?</strong></p>
<p>Evet döllenmiş yumurtalar rahime yerleştirilmeden önce genetik tanı uygulaması yapıldığı için yumurtalar içinde kromozon bozukluğu olan varsa bunlar tespit edilir ve sağlam olanlar yerleştirilir rahime.</p>
<p><strong>Gebe kalındıkdan sonra bebeğin genetik bir hastalık taşıyıp taşımadığı anlaşılabilir mi?</strong></p>
<p>Evet. Gebeliğin bazı dönemlerinde uygulanması gereken tarama testleri esnasında bebeğin içinde bulunduğu sıvıdan örnek alınır ve böylece bebeğin kromozom analizi yapılarak genetik bir hastalığı olup olmadıdığı tespit edilir.</p>
<p><strong>Yumurtalık kisti bulunan hastanın tüp bebek tedavisi süreci nasıl işler?</strong></p>
<p>Yumurtalık kisti olan hastanın kisti 3 cm den küçükse genelde tedaviye başlanır. Eğer 3 cm den büyükse iğnelerin kullanım süresi uzatılarak küçültülmeye çalışılır. Buna rağmen kistler küçülmüyorsa bir iğne ile kist sıvısı alınır.</p>
<p><strong>Tüp bebek tedavisinde dış <a href="http://www.medlinetr.com/sayfa/gebelik-hamilelik/"title="gebelik, hamilelik" >gebelik</a> ile karşılaşma riski varmıdır?</strong></p>
<p>Normal yollardan gebeliklerde dış gebelik riski olduğu gibi tüp bebek tedavi aşamasındada dış gebelik riski vardır ancak bu oran %2 civarındadır.</p>
<p><strong>Tüp bebek tedavisinde bebeğin cinsiyeti belirlenebilir mi?</strong></p>
<p>Hayır.Bu yöntem türkiye yasalarında göre kesinlikle yasaktır.</p>
<p><strong>Tüp bebek uygulaması islam dinine göre haram mıdır?</strong></p>
<p>Diyanet işleri başkanlığınınında açıklamasıyla tüp bebek yöntemi islam dinine göre haram değildir. Evli nikahlı çiftlerin amacı evlat sahibi olmaktır ve tüp bebek yönteminin amacıda budur. Dinen de bunun bir sakıncası yoktur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medlinetr.com/tup-bebek-tedavisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
